Kayıtlar

Temmuz, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MÜJDE III.Bölüm

Resim
Ambulansın siren sesi geçtiği yerlerde hüzün saçarak ilerliyor, mahalle sakinlerinin meraklı bakışlarına aldırış etmeden yoluna devam ediyordu. Rose Tarık’ın yanına oturmuş elini tutuyordu, Anrea ile ambulans şoförünün yanına oturmuş şoföre daha hızlı gitmesi gerektiğini söylüyordu. Tarık ise sedyenin üzerinde hareketsizce yatıyor ara ara bir şeyler mırıldanıyordu ancak Türkçe konuştuğu için ne dediği bir türlü anlaşılmıyordu. Rose damar yolu açmakta olan hemşireye yaklaşarak; -Neyi var çocuğun? Dedi. Sesindeki endişe ve korkuyu sezen hemşire damar yolunu açıp Rose’un yanına oturdu; -Bakın ben doktor değilim ama epilepsi krizi gibi duruyor… Rose epilepsinin ne olduğunu bilmese de çocuğun halinden ve hemşirenin ciddiyetinden çok da kolay bir hastalık olmadığını kavramıştı. Sessizce Tarık’a döndü Rose, sayıklamaları sürüyordu. Birden gözlerini açarak fırladı yerinden; -Baba? Hemşire zorlukla yerine yatırabildi, çok geçmeden tekrar bayıldı Tarık. Rose’un korkmuşsa da be

MÜJDE II.Bölüm

Resim
Tarık akşam yemeğinin ardından karavanına dönmüştü ancak yapabileceği ya da yapmak istediği bir şey yoktu, yatağına uzanmış geçmiş günleri düşünüyordu, güzel günleri… Annesinden yediği dayaklar, kardeşiyle kavgaları, babasının azarları bile tatlı geliyordu şimdi.  Annesinden yediği ilk dayağı hatırladı sonra; altı yaşındaydı ya da yedi ama daha büyük değildi, iyi hatırlıyordu. Üst kat komşuları yeni taşınıyordu ve kapılarının önünde eski, taşlı bir ahize vardı. O yaştaki aklıyla bu taşları mücevher zannetmiş ve arkadaşlarını da toplayarak bütün taşları koparmışlardı, artık onlar da birer define avcısıydı! En azından eve gidene kadar öyle sanıyordu Tarık, işin aslını yediği dayak ortaya koymuştu ya iş işten geçmişti artık… Sonra babasının ilk bisiklet alışı geldi aklına, bisiklet öğretişi. İki tane yaprak bulmuştu babası, biri kızıl bir tonda diğeri ise yeşile yakın bir yapraktı. Tarık bunlara göre duruyor ve hareket ediyordu ama en önemlisi bu değildi, burada önemli olan babas

MÜJDE I. Bölüm

Resim
Sonbahar iyiden iyiye kendini hissettirmeye başlamış, İngiltere’de hava mutlak griydi. Yere düşen yağmur taneleri gizemli bir akustik oluşturuyor, bir hüznün şarkısı mırıldanıyorlardı. Ağaçlardan dökülen kuru yapraklar, rüzgârın ürpertici uğultusu bu hüznün ortaklarıydı. Bu iç karartıcı manzaraya bakmaya daha fazla tahammül edemeyen Tarık sertçe örttü karavanın penceresini ve yeniden yarım bıraktığı kitaba döndü ama iştahı yoktu, birkaç kelime ancak okuyabildi. Kitabı kapatıp masanın köşesine ittirdi, canı sıkılıyordu ve ne yapacağını bilmiyordu “uyumak iyi gelebilir” diyerek yatağına doğru ilerledi. Dağınıklığın içinden kendince bir yol bularak yatağa uzandı, gerçekten yorulmuştu. Gözlerini tavana dikerek düşünmeye başladı “Babasının bahsettiği bu büyük sır ne olabilirdi?” Aklına gelenler mantığına yatmıyordu, çünkü aklına gelebilecek alelade bir şey büyük bir sır olamazdı, olmamalıydı. Bu sır öylesine büyük ve ihtişamlı olmalıydı ki bir çırpıda idrak edememeliydi. Çalan kapıyla

Ahmak Islatan ║ Şiir

Resim
Bozuk bir terazi misali hayat Orantısız yaşıyorum sevgilim Yokluğun büsbütün bozuyor dengemi Hakkım olanı alamıyorum nicedir Belki ayak uyduruyorum mevsimlere Kim bilir? Yaz günü sağanağa tutuluyorum Yağmur okşuyor saçlarımı Gönlümün paslı kapıları aralanıyor Sesim oluyor inleyen gökyüzü Bir yıldırım gibi düşüyorsun aklıma Sen söyle; delirmemek elde mi? Kirpi Edebiyat dergisi/ 21